Kabızlık: Nedenleri, Türleri ve Tedavisi

//Kabızlık: Nedenleri, Türleri ve Tedavisi

Kabızlık tıbbi adıyla konstipasyon toplumda oldukça yaygın bir sağlık problemidir. Ancak hem hastalar hem de doktorlar gereken önemi vermemekte ve gerektiği gibi tedavi edilmemektedir. Yanlış bilgi ve hatta tıbbi hurafe olarak değerlendirilebilecek yanlış inanışların çokça olduğu bir alandır. Kabızlık yalnızca yaşam kalitesini düşüren, rahatsızlık veren bir durum da değildir. Kalıcı fiziksel hasarlar da bırakabilir. Yaptığı fiziksel bozukluklar uzun sürede ve yavaş yavaş geliştiği için ihmal edilmeye müsaittir.

Günümüzde her konuda olduğu gibi bunda da bilgi edinmek için hemen internete başvuruluyor. Maalesef internet yanlış bilgiler daha çok bulunuyor. Nedense bu konuda yeterli bilgisi olmayanlar hatta hekim bile olmayanlar kabızlık hakkında yazmaya pek bir istekli görünüyor. Tıp eğitiminde de konstipasyon konusuna gereken önemin verildiği söylenemez.

Hekimlere sorulduğunda kabızlığı genellikle haftada üçten daha seyrek dışkılama olarak tarif ederler. Bu doğrudur ancak eksiktir. Uluslararası tıbbi kılavuzlarda dışkılama yapabilmek için aşırı ıkınma  ihtiyacı, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi, dışkının sert ve topaklı olması, boşaltma güçlüğü, parmak yardımıyla boşaltma ihtiyacı, dışkılama sırasında rektumda basınç ve ağrı olması da kabızlık olarak kabul edilir.

Kabızlık tanısında kullanılan Roma IV kriterlerine göre bir hastada aşağıdaki durumlardan en az ikisi, son 3 aydır olan dışkılamaların %25’inden fazlasında oluyorsa ve hastalığın ilk başlangıç zamanı 6 aydan daha önce olmuşsa o kişide kronik kabızlık (konstipasyon) hastalığı olduğu kabul edilir.

  • Aşırı ıkınma
  • Topaklı, sert dışkı
  • Tam boşalamama hissi
  • Anorektal bölgede bolakaj, tıkanıklık veya engel hissi
  • Elle yardım veya parmakla boşaltma
  • Haftada üçten daha seyrek dışkılama

Ayrıca dışkının şekli de  kabızlık tanısında oldukça yardımcıdır.

Bristol Dışkı Ölçeğinde dışkı şekilleri görülmektedir. Tip 3, 4, 5 (Type 3, 4, 5) normal dışkı şekillerini gösterir. Tip 1 ve 2 sert topaklı dışkı şekilini gösteriyor ve kabızlık olduğu anlamına geliyor. Tip 6-7 ise ishal durumunda görülen dışkı şekilleridir.

Kalın barsağın en önemli işlevi su emilimidir. Her gün dışkılama olmazsa su emilimi daha fazla olur, dolayısıyla dışkı aşırı kuru ve sert olur.

İnsan kalın barsağında çok büyük miktar ve türde bakteri bulunmaktadır. Bunlar besin artıklarından gaz üretirler. Kabızlık olanlarda gaz üretimi daha fazla olur ve şişkinliğe yol açabilir.

Kabızlık nedeniyle başvuran bir hastada öncelikle buna neden olabilecek durumların araştırılması ve mümkünse ortadan kaldırılması gereklidir. Kanser, darlık, iltihap gibi tehlikeli hastalıkların varlığı şüphesi oluşturan belirtilere alarm belirtileri (alarm semptomları) denir. Bunların varlığında tedaviye başlamadan önce mutlaka kolonoskopi ve gereken diğer ileri tetkikler yapılmalıdır.

Alarm Belirtileri
  • Dışkıyla kan gelmesi/rektal kanama
  • Kilo kaybı (diyet ve ekzersiz yapmadan, istemsiz, kendiliğinden olan kilo kaybı)
  • Kansızlık (anemi), Demir eksikliği
  • Ailede kolon ve rektum kanseri olması (özellikle birinci dereceden ve 65 yaş altında olan akrabalarda)
  • Ailede inflamatuar barsak hastalığı
  • Ateş (tekrarlayan ateş)
  • Özellikle 50 yaşından sonra başlamış kabızlık
  • Mevcut kabızlığın şiddetinin gittikçe artması, kötüleşmesi
  • İştahsızlık, bulantı, kusma ile birlikte olması
  • Karında elle hissedilebilir kitle, şişlik, kabarıklık olması
  • Gerektiği gibi tetkik edilmemiş başka bir şiddetli belirtinin olması

Bu durumların olduğu hastalarda vakit geçirmeden kolonoskopi yapılmalıdır. Genç hastalarda belirtiler uzun süredir varsa ve alarm belirtileri yoksa kolonoskopi yapılmayabilir. Bunlarda bazı temel ve basit testlerden sonra doğrudan tedaviye başlanabilir.

Kolon kanser tarama zamanı geldiği halde yapılmamış olan hastalar da basit kabızlık olarak tedavi edilmemelidir. Gerekli taramaları yapılmalıdır.

Bu tehlikeli durumlar dışında tıpta kullanılan pek çok ilacın kabızlığa neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu ilaçlar önemli hastalıkların tedavisinde kullanılıyorsa ve vazgeçilemiyorsa aynen devam edilebilir ancak yanına yardımcı olarak uygun kabızlık ilaçlarının eklenmesi gerekir. Nasıl ki mideye dokunan ilaçlarla beraber koyucu mide ilaçları kullanılıyorsa, kabızlık yapan ilaçlarla beraber de kabızlık ilaçları kullanılabilir.

Diyabet (şeker hastalığı), guatr, hiperkalsemi gibi endokrinolojik hastalıklar, parkinson, MS, inme gibi nörolojik hastalıklar, depresyon ve yeme bozuklukları gibi psikiyatrik hastalıklar, bazı ameliyatlar, skleroderma ve amiloidoz gibi romatolojik hastalıklar da kabızlığa neden olabilir. Ancak hastaların büyük bir kısmında böyle bir nedene bağlı olmadan bünyesel bir özellik olarak kabızlık oluşmaktadır.

Yavaş Transitli Kabızlık

Kabızlığın temel türlerinden biridir. Bu hastalarda dışkılama sıklığı oldukça seyrektir. Haftada bir, hatta bazen 10-15 günde bir dışkılama olabilir. Dışkı oldukça kuru ve serttir. Topaklı ve keçi dışkısı şeklinde olabilir. Bu hastalar çoğunlukla karında şişkinlik ve gazdan yakınırlar. Bazen karınları gözle görülebilir şekilde şişebilir.

Kalın barsağın başlangıcından sonuna kadar geçen iletim süresi oldukça uzamıştır. Bu süre kolon transit zamanı testi ile ölçülebilir. Dışkının kalın bağırsağın başından sonuna iletilmesi normalden uzun olmasına kolon transitinde yavaşlama denir.

Kalın barsağın en önemli işlevi su emilimidir. Dışkı ne kadar yavaş ilerletilir ise o kadar fazla su emilir. Sonuçta dışkı daha kuru ve sert olur.

Kalın bağırsakta dışkı içerisinde çok büyük miktarlarda bakteri mevcuttur. Barsak gazının asıl üreticisi bakterilerdir. Kalın bağırsakta dışkı ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar çok gaz üretilir. Yavaş transitli kabızlığı olanlarda gaz daha fazla olur.

Bu hastaların uygun, yan etkisi az kabızlık ilaçları ile, yeterli dozda, kabızlık devam ettiği sürece, gerekirse de ömür boyu, tedavi edilmeleri gereklidir. Hastaların doktor tarafından belirlenen sınırları aşmadan ilaç dozunu kendileri ayarlarlar. Bunu da en azından günde bir kez ve zorlanmadan dışkılamayı sağlayacak şekilde ayarlamaları gerekir. Buna göre belirli sınırlar içerisinde dozu kendileri artırıp azaltabilirler.

Yavaş transitli kabızlık çok uzun yıllar, çoğunlukla da ömür boyu devam ettiği içinde tedavisi süreklidir. Devamlı kabızlık ilaçlarını ve düzenli olarak kullanmalıdır gereklidir. Yavaş transitli kabızlığı olanlarda diyet tedavileri çoğunlukla işe yaramaz, hatta  şişkinliği artırabilir.

Fonksiyonel Dışkılama Bozukluğu

Tedavisi en zor kabızlık türüdür. Bu hastalarda basit kabızlıktan öte bir davranış bozukluğu oluşmuştur. Sıkıntılarını anlatmaya isteklidirler ama önerileri dinleme konusunda ve uygulama konusunda pek uyumlu olmazlar. Bunların özelliği her gün tuvalete gitmeleri ve tuvalette çok uzun kalmalarıdır. Bağırsaklarını bir türlü tam olarak boşaltamadıklarını düşünürler.

Bu tür kabızlık için dissinerjik defekasyon, anismus, pelvis tabanı dissinerjisi, pelvis çıkış obstrüksiyonu, obstrüktif defekasyon gibi pek çok farklı isim kullanılmıştır. Roma kriterlerinde fonksiyonel dışkılama bozukluğu isimlendirmesi tercih edilmiştir.

Dissinerjik defekasyon türü kabızlık olan hastalarda tuvalette uzun süre oturma, aşırı ıkınma ve buna rağmen tam boşalamama problemi mevcuttur

Bu hastalar genellikle her gün tuvalete çıkarlar. Bu yüzden hekimler tarafından kabız oldukları kabul edilmeyebilir, ama aslında bu da farklı bir kabızlık türüdür. Dışkıları sert değildir. Tuvalette uzun süre kalır ve aşırı ıkınırlar. Buna rağmen kalın barsağın son kısmı olan rektumu yeterince boşaltamazlar, yada boşaltamadıkları hissine kapılırlar. Bazı hastalar bu yüzden elle anüs çevresine baskı yaparlar. Bir kısmı da parmak yardımıyla rektumu boşaltır. Tuvalette çok uzun süreler kalırlar, çok fazla ıkınırlar. Aşırı ıkınma nedeniyle anüs derisinde çatlaklar (fissür), basur (hemoroid), ve fıtıklaşmalar (rektosel) oluşabilir. Hastaların bir kısmında rektum içerisinde basınç ülserleri oluşur (soliter rektal ülser). Bunlar ağrı ve kanama gibi problemlere yol açabilirler.

İnsanda dışkı kaçırmayı engellemek amacıyla iki temel mekanizma mevcuttur. Aşağıdaki temsili anatomi resminde görüldüğü gibi kalın barsağın son kısmı olan rektumun alt ucunda kastan oluşan ve anüs adı verilen bir kapak mevcuttur. Bu kapak normalde kaçırmayı engellemek amacıyla kapalı durur. Ayrıca önde pubik kemiğe bağlı U harfi şeklindeki puborektal kas rektumu arkadan sararak öne doğu çeker. Kasıldığında öne doğru daha da fazla çekerek anorektal açıyı dar açı şekline sokar ve rektum alt ucunun katlanmasına, bükülmesine neden olur. Oluşan bu şekil dışkının aşağı doğru anüse yani çıkışa gidişini engeller.

Puborektal kas ve anal sfinkteri oluşturan internal (iç) ve eksternal (dış) sfinkterler (kapaklar)

Dışkılama sırasında puborektal kas gevşeyerek rektumun düzleşmesine izin verir. Anal sfinkter de (kapak) tam bu sırada gevşer. Ikınma ile dışkı dışarı doğru itilir. Bu şekilde boşaltım sağlanır.

Fonksiyonel dışkılama bozukluğu olan hastalarda bu işlev bozulmuştur. Bu hastalar ıkınma sırasında ters bir hareketle, anal sfinkteri ve puborektal adaleyi kasarlar. Çıkışta blokaj olur ve rektumu boşaltamazlar. Tıkanmışlık hissi, engel hissi oluşur.

Tedavide ilk adım hastanın neler olduğunu anlamasıdır. Yanlış bir dışkılama davranışı söz konusudur. Önceden normal olan dışkılama davranışı çeşitli nedenlerle sonradan bozulmuştur. Bu bir davranış bozukluğu olduğu için ilaçla veya ameliyatla düzeltilmesi mümkün değildir. Mümkün olsa bile zor ve riskli olacaktır. Bu davranış bozukluğunu hastanın kendi başına düzeltmesi gereklidir. Bu konuda hastaya yardımcı olmak ve durumunu nasıl düzeltebileceği konusunda eğitmek amacıyla geliştirilmiş, bir çeşit rehabilitasyon uygulaması diyebileceğimiz bir tedavi mevcuttur. Biyofeedback adı verilen bu tedavide, bu kasların kontrolünün yeniden kazanılmasını amaçlayan bir tedavi uygulanır. Bu hastalar genellikle kabızlık ilaçlarından yeterince yarar görmezler.

Fonksiyonel Dışkılama Bozukluğu Olan Hastalarda Tedavi
  • Hastanın bu durumun nasıl oluştuğunu anlaması gereklidir.
  • Her gün aynı saatte özellikle sabah kahvaltısı sonrası tuvalete oturmalıdır.
  • Tuvalette en fazla 5 dk kalmalıdır. Boşalamasa bile kalkmalı, beklememelidir.
  • Ikınırken gücünün yarısını kullanmalıdır, aşırı kuvvetle ıkınma kendisine zarar verir.
  • Klozet tercih edilmelidir.
  • Klozette otururken ayakları yükseltmek için bir basamak kullanılmalıdır.
  • Öne doğru eğilerek oturulmalıdır.
  • Kesinlikle parmakla boşaltma yapılmamalıdır.
  • Dışkı sert ise kabızlık ilaçları kullanılmalıdır.
  • Diyete lif eklenmesi yararlı olabilir.

Tedavi konusunda ek bilgiler için web sitemizdeki “Kabızlık İçin Öneriler” ve “Kabızlık ile İlgili Yanlış Bilgiler, Yanlış İnanışlar” başlıklı yazılamızı da okuyabilirsiniz.

2018-12-09T22:23:48+00:00By |